Г–mгјr Denen Gariм‡p Yolda Yгјrгјyorum Dalgin Dalgin Now

Yolcu durmuş, şaşkınlıkla bakmış:— "Bilmiyorum amca," demiş. "Ömür denen bu garip yolda yürüyorum işte. Ama kafam o kadar karışık, o kadar dalgınım ki, bazen ayaklarımın yere değdiğini bile hissetmiyorum."

Yolcu bir an durup etrafına bakmış. Kuşların sesini ilk kez o an duymuş, rüzgarın serinliğini ilk kez o an teninde hissetmiş. Kuşların sesini ilk kez o an duymuş, rüzgarın

Yaşlı bilge, elindeki elmadan bir ısırık daha alıp gülümsemiş:— "Bak evlat," demiş, "Çoğu insan yolu bitirmeye çalışır, o yüzden yolu göremez. Sen dalgınsın çünkü ya geçip gittiğin yerlerde kaldın ya da henüz varmadığın yerlerin hayalindesin. Oysa yol, tam şu an bastığın topraktır." Oysa yol, tam şu an bastığın topraktır

Yaşlı adam seslenmiş:— "Evlat, yol uzun ama sen yolda değilsin sanki. Nereye bu gidiş?" asıl mesele menzile varmak değil

Adamın biri, hayatın koşturmacasından yorulmuş, zihni binbir düşünceyle dolu, ayakları onu nereye götürürse oraya dalgın dalgın yürüyormuş. Ne yanından geçtiği ağaçların yeşilini görüyormuş, ne de tepesindeki güneşin sıcaklığını hissediyormuş. Sadece içindeki bitmek bilmeyen "Yarın ne olacak?" veya "Dün neden öyle oldu?" sorularıyla boğuşuyormuş.

Yolcu o gün anlamış ki; asıl mesele menzile varmak değil, her adımın hakkını vererek, uyanık bir kalple yürümekmiş.

Bu hikaye üzerine hakkında konuşmak ister misin yoksa bu dizelerin sendeki özel bir anısını mı paylaşmak istersin?